O’NA RAĞMEN

Kim bu “O”? Aslında bir kişi değil o, birden çoklar. “Onlar” sözde ve görünürde birlik içinde olduğumuz -olmamız gereken- ancak bu birliktelik sürecinde destek yerine köstek gördüğümüz kimseler! Özel ya da iş yaşamında böyle biri ya da birileri ile birarada olabiliriz. İş yaşamında böyle bir ekip arkadaşınız, patronunuz ya da yöneticiniz var ise malesef onunla birlikte değil, ona rağmen çalıştığınızı hissedebilirsiniz.
 
Özellikle benim gibi sonuç odaklı kişiler, özel ve iş hayatlarında geride bıraktıkları süreçleri sık aralıklarla sorgular; sürecin sonunda nereye vardıklarını, ele geçenleri ya da elden çıkanları görmek isterler. Hedefleri olan ve hedefe varma sürecinde dişe dokunur bir gayret sergileyen herkes için elbette sonuçlar önemlidir. Gayret edilen hedef ne olursa olsun, elde etme süreci içinde başka insanlar ile yolumuz kesişir. Bu kesişmeler kimi zaman kendi irademizle gerçekleşir, kimi zaman ise kendimizi kesişim noktasında buluveririz. Amaçlar ve hedefler insanları biraraya getirir. Çalışanın amacı para kazanmak ve kendine kariyer edinmek iken, işverenin amacı işletmesinin kârlılığını ve sürekliliğini sağlamak değil midir? İşletmelerdeki temel amaçlar, başarılması gereken hedefleri doğurur: satış rakamlarını artırmak, hedeflenen ciroyu tutturmak, ihale kazanmak, belirlenen projeleri tamamlamak vs.
 
Belirli bir proje üzerinde olsun ya da olmasın, çalışırken bir takımın elemanı, her zaman bir bütünün parçasıyız. Her birimiz işin bir ucundan tutarken, bütünü oluşturan diğer insanların da desteğini ve işe olan katkısını görmek isteriz. Zamanımızın çoğunu adadığımız iş yaşamlarımızdan bu beklentimiz çok olmasa gerek. Her çalışanın destek ve uyum beklentisi farklı seviyelerde olmakla birlikte, birçok işletmede bu hususta sitem edenlerin sayısı az değildir. Her iş ekibi, yapıcı ve birbiri ile uyumlu kişilere ihtiyaç duyar. İki kişilik küçük bir ekipte dahi kişilerin çalışma tarzları arasındaki uyumsuzluk zamanla sorun haline gelecektir. Birlikte çalışılan kişilerin eşit derecede yapıcı olmaması, süreçlere katkıda bulunmaması ya da yetersizlikleri işlerin aksamasına neden olacaktır. Bu tür olumsuzluklar arasında kalan çalışanlar, ekibe, amaca ve de işletme başarısına olan inançlarını yitirmeye başlar; hedefe giden yolda yalnız mücadele ettikleri hissine kapılırlar.
 
Çalışanlarda bu yalnızlık hissini oluşturmamak adına işletme yönetimlerine önemli görevler düşer: Yukarıda sözünü ettiğimiz gibi uyumsuz ekipler kurarak çalışanları birbiri karşısında engelleyici “O” pozisyonuna getirmemek; “Doğru işe doğru insan” ilkesini hakkıyla uygulamak bu görev ve sorumluluklardan bazılarıdır. İş ortamında engelleyiciler her zaman bilinçli olarak bu rolü üstlenmezler. Bazen kişisel özelliklerdeki farklılıklar da çalışanları “birbirine karşı” pozisyona getirebilir. Bilinçli engelleyici olma ise güncel bir terim olan “mobbing” (bezdirme) kapsamında ele alınabilir.
 
Hayatınızdaki olumsuzluğun ve engelin nedeni her kim ve her ne olursa olsun, siz “onlar” a rağmen yolunuza devam edin!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s