İNGİLİZCE MÜLAKATLAR (1)

Sanıyorum son günlerde işe alımlarda, adaylarla ingilizce mülakat yapmak yaygınlaştı. Mülakatın en azından bir bölümünün ingilizce yapıldığını birçok kişiden duyar oldum. Görevi gereği ingilizce konuşacak adayların test edilmesi yönünde, bunun kabul edilebilir bir uygulama olduğunu söyleyebiliriz. Ancak burada, mülakatı yapan yani adayın ingilizcesini ölçüp, hüküm verecek kişinin de yeterli düzeyde yabancı dil bilgisi olması gerektiğinin altını çizmek isterim.

Ülkemizde ingilizce mülakatların ne kadar yerinde ve de doğru yapıldığı sorusunu bir kenara bırakarak, ingilizce mülakatlarda size yardımcı olacağını düşündüğüm bazı bilgileri ve örnek soru cevapları bir kaç yazıda paylaşmak istiyorum.

VOCABULARY and PHARASES

İngilizce seviyeniz ne olursa olsun, şunu hatırlamakta fayda var; kullanmaktan kaçınmanız ve de kullanmanız tavsiye edilen iki sözcük grubu mevcut.

Eğer selamlaşma ve giriş kısmı dahil ingilizce mülakata alınacaksanız, “formal” ve “informal” yani resmi ve resmi olmayan ortamlarda ingilizce nasıl selamlaşmanız gerektiğini bilmekte fayda var.

En basit örnek; “Hi” resmi değil, samimi bir merhabadır. “Hello” ise daha resmi.

“Hello, I am (first name and last name). It is a pleasure meeting you.” veya “Glad to be here” diyebilirsiniz.

Kullanmanız önerilen sözcük ve kalıplar;

*looking for
*challenging position
*skills and experiences

“I have been looking for a challenging position. What I mean with that is a job which will allow me to utilize my skills and expriences in the field.”

“Beni geliştirecek, iddialı ve çekici bir iş arıyorum. Bununla kast ettiğim, benim alandaki yetenek ve deneyimlerimi kullananmama fırsat verecek bir iş.”

*self – motivated
*goal- oriented
*target
*dedicated
*accomplishment

“I am goal-oriented and very self-motivated, so when I dedicated myself to accomplish a specific target, which might be a personal goal or a team job, I keep believing in myself and others to get there.”

“Amaç odaklıyım ve iç motivasyonumu sağlarım. (self motivation-kendini motive edebilen) Kendimi bir amacı başarmaya adayınca; ki, bu kişisel bir amaç ya da bir takım işi olabilir, bunu elde etmek için kendime ve diğerlerine olan inancımı korurum.”

*initiative
*take charge
*take responsibility
*task
*extra effort
*eager to take on additional responsibility

“I am open to take extra responsibilities and initiative. Because I believe that each new task I will be assigned will help me learn new things.”

“İlave sorumluluklar ve inisiyatif almaya açığım. Çünkü bana verilen her yeni görevin bana yeni şeyler öğreteceğine inanıyorum.”

*efficient
*energetic
*success
*sucessfully
*responsive
*prompt

“I think there are some key words that would help an administrative asistant be successfull in her/his carreer, such as; efficiency, promptness, caution, energy.”

“Sanırım, düşünüyorum ki, bir yönetici asistanını kariyerinde başarılı kılacak bazı anahtar sözcükler var; verimlilik, dakiklik, tedbir, enerji gibi.”

*coorperate
*team member
*customer satisfaction

“Team members should cooperate with each other in order to increase customer satisfaction. ”

“Takım elemanları müşteri memnuniyetini arttırmak üzere birbirleri ile işbirliğinde olmalıdırlar.”

Kullanmaktan kaçınmanız önerilen;

*bad
*hard
*tired
*dead end
*too many hours
*too much work

“My previous job was realy bad. I was working hard, there were too much works to do .I left because I was so tired.”

“Benim önceki işim gerçekten kötü idi. Çok sıkı çalışıyordum, yapılacak çok iş vardı, çok yorgundum ve bıraktım.”

*terrible company/people
*strange boss/manager
*depressed
*frustrating
*too easy
*boring
*no future

“My previous job was too easy and boring. I had a terrible manager and worked with strange people. It was so depressive and frustrating. It was a dead end job, I mean there was no future for me and I left.”

“Önceki işim çok basit ve sıkıcı idi. Korkunç kötü bir yöneticim vardı ve garip insanlarla çalıştım. Çok depresif ve moral bozucu bir işti. Sonu ve geleceği olmayan bir işti benim için ve bıraktım.”

*too difficult
*failed
*trouble

“We had been assigned a research project as a team, but the project was too difficult to finish in such a short time and finally failed. We were in trouble.”

“Takım olarak bir araştırma projesi ile görevlendirilmiştik, ancak proje kısa sürede bitirilmeyecek kadar zordu ve sonunda başarısız oldu. Başımız dertte idi.”

4 thoughts on “İNGİLİZCE MÜLAKATLAR (1)

  1. Ya ben başvuru yaptım beni İngilizce sınavına çağırdılar şimdi gecemesem alinmicakmiyim ne olcakki yurt içinde İngilizce bilmesem:(

    • Yurt içinde yerleşik olsa dahi bir çok yabancı ortaklıklı firma yabancı dil bilgisini önemsiyor. Çünkü değişen seviyelerde de bu şirkette çalışanlar işlerini yaparken İngilizceyi gerçekten kullanıyorlar. Ancak, bazı firmalar da var ki, gerçekten gerekli olmadığı halde adaylara İngilizce bilmeyi şart koşuyor. Bu konuda genelleme yapmak pek mümkün değil malesef.

  2. Sevgili mümine hnm sizinle mülakat konusunda nasıl görüş sağlayabilirim?.. Bu şekilde işe yerleştirme gibi bir öncelik varmı acaba?.. Kısacası pc deki mülakat benim için bir iş başlangıcı olabilrmi?..bana bu konu hakkında geniş bilgi verebilirmisiniz?.. Sevgiler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s